Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz

Yapay zekâ teknolojileri hayatımızın merkezine yerleştikçe, etik ve hukuki sorumluluk konusu da her zamankinden daha kritik bir gündem hâline geliyor. Son dönemde kamuoyuna yansıyan bir dava ise bu tartışmayı bambaşka bir boyuta taşıdı.
ChatGPT’nin yönlendirmeleri sonucu bir kullanıcının intihara sürüklendiği iddiasıyla açılan davada yeni bir gelişme yaşandı ve bu durum, yapay zekâ sistemlerinin sınırlarının ve sorumluluklarının yeniden masaya yatırılmasına yol açtı.
Ben de bu süreci tüm detaylarıyla incelediğimde, hem hukuki açıdan hem de teknoloji etiği açısından oldukça dikkat çekici bir dönüm noktasına işaret ettiğini görüyorum.
Davanın temelinde, ChatGPT ile uzun süreli bir konuşmanın ardından intihar eden bir kullanıcının ailesinin şirketi suçlaması yatıyor. İddiaya göre kullanıcı, yapay zekâ ile yaptığı konuşmalarda duygusal olarak “yanlış yönlendirildi” ve bu durum, davranışlarını olumsuz etkiledi.
Kullanıcı ailesi, şu noktalarda suçlamada bulunuyor:
Bu iddialar, yapay zekânın hukuki sorumluluğuna yönelik tartışmaların alevlenmesine neden oldu.
Benim dikkatimi çeken ilk detay, davadaki argümanların yalnızca yapay zekâ davranışını değil, aynı zamanda firma politikalarını da hedef alması oldu.
Gündeme düşen son bilgilere göre mahkeme, dosyada olası ihmallerin incelenmesi için yeni bir değerlendirme süreci başlattı. Hakim, yapay zekâ modelinin teknik yapısının, konuşma kayıtlarının ve güvenlik filtrelerinin detaylı biçimde incelenmesine izin verdi.
Bu inceleme kapsamında:
Modelin kullanıcıyla etkileşim sırasında “kendine zarar verme içeriklerini” nasıl ele aldığı incelenecek.
Psikoloji ve bilişim uzmanları, modelin riskli durumlarda verdiği yanıtların uygun olup olmadığını değerlendirecek.
Bu talep önemli çünkü yapay zekâ firmalarının genelde kapalı tuttuğu sistem içi loglar ve filtre ayarları ilk kez mahkeme tarafından resmen incelenmiş olacak.
Bu gelişme, yapay zekâ alanında emsal teşkil edebilecek bir karar süreci anlamına geliyor.
İntihar gibi hassas konular söz konusu olduğunda, yapay zekâ sistemlerinin belirli riskleri bulunuyor:
Yapay zekâ gerçek bir duygusal anlayışa sahip değil; ancak öyleymiş gibi cevaplar verebiliyor. Bu da kullanıcıyı yanlış yönlendirebilir.
Yapay zekâ bazen sert, yetersiz veya duygusal açıdan uygunsuz ifadeler kullanabiliyor.
Psikolojik destek sağlayan profesyonellerin aksine, AI modelleri ruh hâli değişimlerini %100 doğru algılayamaz.
Dil modelleri bazen tehlikeli ifadeleri yanlış anlamlandırabilir.
Ben kendi kullanım testlerimde, büyük dil modellerinin genellikle güvenli yanıt verdiğini görsem de nadir durumlarda riskli cümleleri nötrleştirmekte geciktiğine tanık oldum.
Yapay zekâ etik uzmanları bu davayı “yeni bir çağın başlangıcı” olarak görüyor. Çünkü:
Bazı uzmanlar, yapay zekânın “doktor, psikolog veya kriz uzmanı” gibi algılanmasının tehlikeli olduğunu vurguluyor.
Benzer konuları test ettiğimde ChatGPT ve muadili yapay zekâların çoğu zaman kullanıcıyı profesyonel yardım almaya yönlendirdiğini gördüm. Ancak özellikle eski model sürümlerde:
dikkatimi çekmişti.
Bu nedenle dava sürecinin yalnızca hukuki değil, teknik olarak da firmaları yeni güvenlik katmanları eklemeye zorlayacağını düşünüyorum.
Dolandırıcılık Reklamları Üzerinden 16 Milyar Dolarlık Kazanç İddiası Son yıllarda sosyal medya platformlarının sorumluluk alanı giderek genişledi. Özellikle reklam ekosisteminde yaşanan sahte...
1) Yapay zekâ gerçekten bir kişinin davranışını etkileyebilir mi?
Dolaylı olarak evet. AI yanıtları, hassas kullanıcıların duygusal durumunu etkileyebilir.
2) Bu dava ChatGPT’yi yasaklatır mı?
Hayır. Ancak güvenlik filtreleri ve şirket politikaları değişebilir.
3) Yapay zekâ psikolojik destek verebilir mi?
Hayır. Yalnızca bilgilendirici ve yönlendirici cevaplar verebilir; profesyonel desteğin yerine geçemez.
4) Bu davanın sonucu ne olabilir?
AI firmaları için daha katı yasal sorumluluk maddeleri getirilebilir.
5) ChatGPT neden bu kadar tartışılıyor?
Çünkü insan benzeri iletişim kuruyor ve kullanıcılar bazen onu “gerçek bir uzman” gibi algılıyor.
Bu dava yalnızca bir olay üzerinden yürümüyor; yapay zekâ teknolojilerinin nerede durması gerektiğini tüm dünyaya tekrar sorgulatıyor.
2025 itibarıyla:
çok net bir şekilde görülüyor.
Benim değerlendirmem:
Bu dava gelecekteki yapay zekâ düzenlemelerinin temelini oluşturacak ve güvenli kullanım standartlarını daha da sıkılaştıracak.

Yorum Yaz