Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz

Güncellik notu (Şubat 2026): Artemis II için yapılan son yer testlerinde “sızıntı” şüphesi gündeme geldi ve ekipler prosedür gereği testi durdurup kök neden analizine geçti. Süreç dinamik; takvim ve teknik detaylar yeni testlerle netleşiyor.
Artemis programı, Artemis II, Orion uzay aracı, SLS (Space Launch System), mürettebatlı Ay görevi, servis modülü, yer destek sistemleri (GSE), hidrojen sızıntısı, kriyojenik yakıt dolumu, “wet dress rehearsal” (tam kapsamlı geri sayım provası), fırlatma penceresi, güvenlik protokolleri, uçuş sonlandırma sistemi (FTS) bataryaları, pad (fırlatma rampası), VAB (Vehicle Assembly Building), risk yönetimi.
Haberi incelerken en çok şunu düşündüm: Uzay projelerinde en küçük “kaçak/sızıntı” ihtimali bile aslında büyük bir “erken uyarı sistemi” gibi çalışıyor. Çünkü özellikle kriyojenik yakıtlar (ör. sıvı hidrojen) söz konusuysa, konu sadece performans değil doğrudan güvenlik. Artemis II’nin son hazırlık testlerinden birinde de tam olarak bu yüzden frene basıldı: Ekipler bir sızıntı sinyali/şüphesi görünce testi kesip kontrol listelerine döndü.
Bu içerikte “ne oldu?”, “neden önemli?”, “takvim nasıl etkilenebilir?
Son test sürecinde ekipler, yakıt dolumu/geri sayım provası benzeri adımlarda sızıntı ihtimali gördü ve prosedür gereği testi durdurdu. Buradaki kritik detay şu: Çoğu zaman problem, roketin “ana gövdesinden” ziyade yer destek ekipmanları (valfler, bağlantılar, contalar, filtreler vb.) tarafında çıkabiliyor. İlk okumalar da benzer bir ihtimale işaret ediyor: yani “uçuşa gidecek donanım” kadar, onu besleyen yer altyapısı da aynı hassasiyetle denetleniyor.
Kişisel gözlemim: Dışarıdan bakınca “küçük bir sızıntı” gibi görünen şeyin, içeride aslında tam bir süreç testi olduğunu fark ediyorsunuz. Çünkü bu tür bir durdurma kararı; sensör doğrulaması, emniyet zonu, yeniden basınçlandırma ve tekrar deneme dahil çok katmanlı bir güvenlik kültürünün ürünü.
Artemis II gibi görevlerde “tam geri sayım provası” (wet dress rehearsal) yaklaşımı; gerçek fırlatma gününü simüle ederek dolum, basınç, sıcaklık, akış gibi değişkenleri gerçek zamanlı ölçer. Bu testlerin amacı “başarısız olmak” değil, fırlatmadan önce sorunları sahada yakalamak.

Sıvı hidrojen gibi kriyojenik yakıtlar çok düşük sıcaklıklarda tutulur. Bu da malzemelerde genleşme-büzüşme, contalarda mikro boşluk ve bağlantı noktalarında beklenmedik kaçak riskini artırır. Üstelik hidrojen; küçük molekül yapısı nedeniyle “kaçmayı” sever, bu yüzden sızdırmazlık standardı çok daha yüksek olur.
Haberi okurken bence en öğretici nokta şu: İnsanların çoğu tüm riski “roket motoru” gibi düşünür ama operasyonel gerçeklikte yer altyapısı aynı derecede kritik. Bir conta hizası, filtredeki kirlenme ya da bağlantı setindeki tolerans bile dolum sürecini etkileyebilir.
| Senaryo | Ne yapılır? | Etki |
|---|---|---|
| Sensör/sinyal doğrulaması | Ölçüm tekrar edilir, farklı sensörlerle çapraz kontrol | Kısa gecikme |
| Yer ekipmanı sızıntısı | Conta/bağlantı revizyonu, yeniden basınç testleri | Test tekrarı |
| Takvim sıkışması | Araç geri alınabilir (VAB), bazı parçalar/bataryalar için işlem yapılır | Daha uzun erteleme olasılığı |
Böyle bir olaydan sonra kurumlar genelde iki şeyi netleştirmeye çalışır:
Son haber akışında en çok konuşulan başlıklar; testlerin tekrar edilmesi, uygun fırlatma aralığı ve bazı bileşenlerin zaman limitleri (örneğin bazı güvenlik sistemlerinin batarya/servis döngüleri) oldu.
Kişisel gözlemim: Takvim tartışmalarında “şu gün kesin” cümlesi pek kurulmaz; daha çok “şu tarihten önce yetişmezse şu prosedür devreye girer” şeklinde bir karar ağacı vardır. Okur için kafa karıştırıcı olan da bu belirsizliğin aslında yönetilen bir şey olması.
Eğer uzay meraklısıysanız bu süreç iki şeye yarar:
Avantajlar
Dezavantajlar
Ben bu tür haberlerde iki filtre kullanıyorum:
Bu olayda okuduğum kadarıyla vurgu, yer ekipmanı/bağlantı ekseninde ve “yeniden test” hattında ilerliyor. Bu da “büyük arıza” manşetinden ziyade “süreç sertliği” gibi okunmalı.
Katlanabilir telefon pazarında uzun süredir lider konumda olan Samsung, şimdi de daha geniş form faktörüne sahip yeni bir katlanabilir model ile gündemde....
Hayır. Bu tür “alarm” haberleri çoğunlukla erken tespit ve önlem mekanizmasının çalıştığını gösterir.
Süreçte sık görülen senaryo, yer destek ekipmanları ve bağlantı noktaları tarafında ölçüm/sızdırmazlık problemidir.
Otomatik değil. Eğer sahada düzeltme + tekrar test yeterliyse gecikme sınırlı kalabilir; aksi durumda daha kapsamlı prosedürler devreye girebilir.
Gerçek fırlatma gününün provası gibi düşünebilirsiniz: Yakıt dolumundan geri sayıma kadar birçok adım simüle edilir.
Çünkü kriyojenik yakıtlarda sızdırmazlık eşiği çok hassastır; küçük kaçaklar bile prosedürü durdurmaya yeter.
“Test tekrarlandı mı?”, “kök neden bulundu mu?”, “takvim penceresi güncellendi mi?” üçlüsü yeterli bir takip seti.
Benim çıkarımım net: Artemis II’nin asıl haberi “sızıntı oldu” değil; “sızıntı ihtimali görüldü ve süreç anında kendini durdurdu.” Bu, uzay programlarında güvenlik kültürünün en somut göstergelerinden biri. Takvimde küçük oynamalar görebiliriz ama uzun vadede bu tip dur-kontrol-et döngüleri, mürettebatlı görevlerin olmazsa olmazı.

Yorum Yaz