Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz

Elektrikli otomobil pazarında son birkaç yıldır ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Bir dönem “geleceğin kesin kazananı” olarak görülen bazı modeller, bugün beklentilerin altında kalan satış rakamlarıyla gündeme geliyor. Mercedes EQE de son dönemde tam olarak bu tartışmanın merkezinde.
2025 itibarıyla artan iddialar, EQE’nin üretim planlarında ciddi değişiklikler olabileceğini gösteriyor. Peki gerçekten Mercedes EQE için yolun sonu mu yaklaşıyor, yoksa bu sadece geçici bir strateji değişikliği mi?
Bu yazıda EQE’nin mevcut durumu, Mercedes’in elektrikli araç stratejisi ve olası senaryoları tüm yönleriyle ele alıyorum.
Mercedes EQE, markanın elektrikli araç ailesi olan EQ serisinin E-Serisi segmentindeki temsilcisi olarak konumlandırıldı. Kağıt üzerinde bakıldığında oldukça iddialıydı:
İncelediğimizde EQE’nin, klasik E-Serisi kullanıcılarını elektrikli tarafa çekmeyi hedeflediğini açıkça görüyoruz. Ancak iş pratikte bu kadar kolay olmadı.
Son dönemde EQE üretiminin geleceğiyle ilgili söylentilerin artmasının birkaç temel sebebi var.
Kendi gözlemim şu yönde: EQE, teknik olarak güçlü bir araç olsa da fiyat-performans algısında rakiplerinin gerisinde kaldı. Özellikle Tesla Model S, BMW i5 ve hatta bazı Çinli üreticiler EQE’ye kıyasla daha cazip alternatifler sundu.
Elektrikli araç kullanıcıları artık sadece “lüks” değil, verimlilik, yazılım deneyimi ve şarj altyapısı gibi detaylara daha fazla önem veriyor. EQE’nin bu alanlarda yeterince fark yaratamadığını söylemek mümkün.
2024 ve 2025 verilerine baktığımızda, SUV ve crossover modellerin elektrikli pazarda daha hızlı büyüdüğünü görüyoruz. Sedan segmenti ise özellikle Avrupa ve ABD’de ivme kaybetmiş durumda.
Bunu test sürüşlerinde de hissetmiştim: EQE sürüş konforu olarak çok başarılı olsa da, yerden yüksek SUV’lara alışan kullanıcılar için cazibesini kaybediyor.
Mercedes cephesinden gelen sinyaller, markanın EQ markalamasını baştan aşağı gözden geçirdiğini gösteriyor. Artık “EQ” isminin tek başına bir ayrı marka gibi değil, klasik modellerin elektrikli versiyonu olarak konumlanması hedefleniyor.
Bu da şu anlama geliyor olabilir:
EQE gibi sadece elektrikli olarak sunulan modeller yerine, aynı kasa altında hem içten yanmalı hem elektrikli seçenekler öne çıkabilir.
Mercedes’in en çok eleştirildiği alanlardan biri de yazılım tarafı. MBUX sistemi görsel olarak etkileyici olsa da, stabilite ve güncelleme hızı konusunda rakiplerinin gerisinde kalabiliyor.
Kendi deneyimimde, büyük ekranların her zaman daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunmadığını fark ettim. Bu da maliyetleri yüksek ama kullanıcıya net avantaj sağlamayan donanımların sorgulanmasına yol açıyor.

Burada net konuşmak zor. Ancak birkaç olası senaryo öne çıkıyor:
En radikal senaryo bu. Eğer satışlar istenilen seviyeye ulaşmazsa, EQE üretimi tamamen durdurulabilir.
Daha olası görünen senaryo ise EQE’nin belirli pazarlarda, sınırlı üretimle yoluna devam etmesi. Özellikle filo satışları ve kurumsal müşteriler bu noktada belirleyici olabilir.
Mercedes, EQE’yi mevcut haliyle değil, daha verimli batarya, sadeleştirilmiş donanım ve yazılım odaklı yeni bir nesille yeniden konumlandırabilir.
Objektif bakıldığında EQE kötü bir otomobil değil; ancak zamanlama ve pazar dinamikleri onun aleyhine işliyor.
EQE’yi incelediğimde beni en çok etkileyen şey konfor oldu. Uzun yolda sessizlik gerçekten üst düzey. Ancak teknolojik detaylara biraz daha derin girdiğinizde, yazılım tarafında “premium” algısını zedeleyen küçük ama can sıkan detaylar ortaya çıkıyor.
Elektrikli araç kullanıcılarının artık donanımdan çok ekosistem aradığını düşünüyorum. Bu noktada Mercedes’in hâlâ kat etmesi gereken bir mesafe var.
2025 itibarıyla elektrikli araç satışları büyümeye devam etse de, büyüme oranı özellikle Avrupa’da yavaşlamış durumda. Sedan segmentindeki daralma, üreticileri daha kârlı ve talep gören gövde tiplerine yönlendiriyor.
Bu tablo, EQE gibi niş modeller için risk anlamına geliyor.
Kullanıcıları Bekleyen Yeni Dönem 2025 itibarıyla global hızlı moda markalarından biri olan Shein, Türkiye’deki kullanıcılarını yakından ilgilendiren önemli bir kararla gündeme geldi....
Mercedes EQE tamamen üretimden kalktı mı?
Hayır, şu an için resmi olarak tamamen durdurulmuş değil.
EQE yerine hangi model gelebilir?
E-Serisi temelli, hem elektrikli hem hibrit seçenekler sunan yeni bir yapı gündeme gelebilir.
EQE almak mantıklı mı?
Uzun vadeli kullanım ve ikinci el değeri açısından riskler barındırıyor, dikkatli değerlendirmek gerekir.
Mercedes elektrikli araçlardan vazgeçiyor mu?
Hayır, sadece strateji ve model bazlı yeniden yapılanma söz konusu.
Kişisel değerlendirmem şu yönde: Mercedes EQE, markanın elektrikliye geçiş sürecindeki bir “ara model” olarak tarihe geçebilir.
Tamamen başarısız değil, ancak pazarın hızla değişen beklentilerine yeterince hızlı uyum sağlayamadı.
Önümüzdeki dönemde Mercedes’in daha sade, yazılım odaklı ve esnek platformlara yönelmesi şaşırtıcı olmaz. Elektrikli otomobil dünyasındaki bu dönüşümü yakından takip etmek, teknoloji meraklıları için her zamankinden daha önemli.
Daha fazla güncel teknoloji ve otomotiv içeriği için konuyla bağlantılı diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

Yorum Yaz